< Aşk - Blogcu





Seninle Olmanın En Güzel Yanı.

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

 Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

 Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

 ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

 Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

 Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

 Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

 Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

 Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

 Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

 Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

 Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

 Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

 Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

 Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

 Nereden bileceksin?

 Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

 Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

 Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..

 Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

Turk

BU YAZIYI MUTLAKA OKU MÜSLÜMAN !▼
Bismillahirrahmanirrahim... "Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfal Suresi 46. ...ayet)▼ "Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve HAK DİN İSLAM’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğdirene kadar) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.(Tevbe Sûresi 29 . Ayet)▼ "Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir." (Bakara Sûresinin 161 . Ayeti)▼ Hiç Düşündünüz mü biz neden bu haldeyiz ? Neden ülke olarak diz üstünde hatta sürünerek yaşamaya mecbur kaldık? İşşizlik, Uluslararası arenadaki malum statümüz, Tunada Abdestini Alıp, Viyana önlerinde Namaz kılan Ordunun başına geçen çuval... Bunlar neden!? ▼▼▼ Bunlar toplumun ve aslında gençliğimizin Gayesi, Amacı olmamasındandır. ▼▼▼ Toplumumuzun uzun zaman gayesiz bırakıldı... İstikrarsız bırakıldık buna mahkum edildik. Peki neden? Kırmızı başlıklı kıza; Seni daha iyi yiyebilmek için diyen çakalın edasıyla ve gölge adamların gücü adına... Evet bizi daha yiyebilmeleri için... ▼▼▼Kırmızı Başlıklı kızın hiçbir şeyden haberi yok uyutulmuş yıllardır, darbelerle yıpranmış... Ocu BUcu diye şuncu buncusun, Irkçı militarist söylemlerle halk birbirine küstürülmüş, 1 olan toplumu bölerek lokmalarını rahatlıkla hazmetmesi sağlanmış... ▼▼▼Biz bu kadar kolay lokmaydık çünkü, 1000 senedir Dünyaya hükmetmemiştik çünkü biz!... Biz onlara bişey yapmamıştık ki rovanşında bizden böyle bir intikam alınsın yada biz merhametli değildik ki onlar bizden intikam alacak milleti bulsun! ▼▼▼Ya da biz hiç özgür olamadık, 3 din refah içinde yönetmemiştik çünkü... yada çağdaş değildik, Dünyanın 2. denizaltısını yapan devlet biz değildik mesela, Çöküş dönemi dedikleri tarihlerde Dayı hasan paşa ne amerikayı vergiye bağlamıştı nede 1 Osmanlı Lirasi 6 dolar, 15 marktı, işte ekonomimiz bu kadar kötüydü... Tarihimiz bu kadar kötü olduğu için bunları öğretmenlerimizden değil, tavan aralarındaki eskimiş kitaplardan öğrenmiştik... Neden söylememişti ki Öğretmenimiz "Rilimina Laiman", Gemileri karada yüzdürdüğümüzü eskiden. Oysa ben o eski kitapta okuduğumda çok heyecanlanmıştım. Yoksa gemi karada değilde denizde yüzer diye mi düşünmüştü... Evet haklı olabilir atlarımız çok garip insanlarmış, inanasım gelmiyor böyle şeylere zaten, neymiş 1. Selim (Yavuz Sultan Selim Han!) diye biri varmış, Şahın Yüzbinlerce ordusunu 1 saatte yenmiş hah oysa napolyonun ordusuna hitabı daha gerçekçi hem güzel hemde ezberleyerek notumu "AA" yaptım... ▼▼▼▼▼▼Toplum olarak devlet olarak Rol Modelimiz Osmanlı duruken gidip bize uygun olmayan bizi biz yapan değerlerden soyutlayıcı kavramlara... Dahası bunlar hiç canınızı yakmıyor mu? Tokadını her seferinde yüzlerine vurduğumuz batıya muhtaç olduğumuzun kanıtı olarak onlara benzeme aşamalarımız... Bu işin sonu bu mu olmalıydı biz bu kadar amaçsız olacak kadar adi bir millet değiliz avrupa gibi, bizim mayemiz nur ile yoğruldu sinemizdeki iman bizi ayakta tuttu... ▼Kimmiş avrupa biz ona muhtaçmışız, bizi kendine layık görmüyormuş, biz birilerini bir şeye layık görürüz yada görmeyiz!▼Diyebilecek, Biz gençlik olarak amaç olarak şu andan itibaren: YA BEN AVRUPAYI ALIRIM YA AVRUPA BENİ ! diyebilecek miyiz ? Yoksa siz hala, "Aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın." yahudi ata sözünü mü mırıldanacaksınız yoksa bir diğer yahudi atasözü olan: "Her koyun kendi bacağından asılır." Mı diyeceksiniz... yoksa ben fişlenirim afişe olurum benim ailem var benim hedeflerim var diyerek bunları heba edemem diyerek 3 kuruşluk düşünceni devletin onur ve istikbaline mi değişiyorsun... seni bilmiyorum ama ben Osmanlı' yı istiyorum çizgimize gelen gelsin! Biz İnandık Müjdeler Olsun... Batının çok şeyi varsa; Bizimde Her Şeyi Yaratan Allahımız var! ▼"Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir." (Hûd Sûresinin 9 . Ayeti)▼ "Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.'' (Ali İmran Suresi - 139. Ayet) "Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve HAK DİN İSLAM’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğdirene kadar) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.(Tevbe Sûresi 29 . Ayet) ▼Videodaki dinlerin birleştirilmesinden kasıt, Vadesi dolmuş olan tüm inanışların ve inananlarının, İslam Çatısı altında toplanmasıdır... Zira İslamdan başka din yoktur ki Dinlerle Diyalog olabilsin... ▼Ben Osmanlı Torunuyum...

Yalnızlık Koyar İnsana..

Uzun oldu yazmayalı. Kaleme kağıda olan küskünlüğümden değildi halbuki. İki kelimeyi bir araya getirememe tedirginliğiydi parmaklarımdaki, başlayıp sonunu getirememekti beni endişelendiren.

Yazmak, yüreğin tozunu almaktı aslında. Söylenmek istenenler dile zor geldiğinde hayali parmaklarla dokunduk buğulu camlara. Sahipsiz bir iki kelime ile gizledik kendimizi tek damlaya. Ilık bir nefesin sıcaklığını hissedip iliklerimizde bir vedanın soğukluğunda bulabiliyorduk o serçe yürekleri.

Hadi, söyle ? Gitmelere kim alıştırdı seni. Kimden öğrendin mesela bu kadar umursamaz olmayı. Güçlü olmak için neler yapardın geceleri. Benim her notasına ayrı ayrı methiyeler düzdüğüm şarkılar nasıl oluyorda senin için anlamsız birer melodi olabiliyordu. Aşk için, aşk içinde yaşarken nasıl oluyordu da adın yoklukla özdeşleşiyordu.

En çok mavi olurdun mısralarımda, en çok ona yakışırdın. En çok o yakışırdı sana. İstanbul varlığınla şehirlerin sultanı oluyordu, fethini zor fatihini tek kılıyordu.

Yokluğunla yüzleştiğim anlarımdan biriydi yedi tepeli kadim dostumla tanışmam. Maviliklerinden yudum yudum seni içerken köprülerinden atıyordum kendimi soğuk sularına. Senin için, seninle boğuluyordum.

Yoktun. Gidişini sindirmek kolay olmadı. Önce duvarlarımdan başladım. Teker teker sildim geçmişin izlerini tümünden. Artık kendimi gizlemeye gerek kalmıyor nemli gözlerle kalemi elime alıp alkollü imlamı kağıtlara dökerken.

Artık sokaktaki yüzlerin aşinalığı ilk günlerde ki gibi değil mesela. Her ses sana benzemediği gibi her çalan kapıya sen diye koşmuyorum mesela. Telefonlarımı senin arama ihtimalin artık yok gibi. Bundan sanırım, ilgilenmiyorum artık telefon melodileri ile.

Hayal. Ömrümün varı ey hayal demişti Kenan Kalecikli bir yazısında. Ömrümün varı yaptığım anlarımı hatırlıyorum da ne zordu. Her gece duvarlarımda dans eden hayalini izleyip dokunmaktan yoksun kalmanın verdiği o tarifsiz acı ile yatağıma kıvrıldığım gecelerimi hatırlıyorum şimdi. Karanlığın hüküm sürdüğü bir cumhuriyetin tek sakini olmanın verdiği derin bir sancıydı yokluğun.

Doğacak günün herhangi bir anlam ifade etmediği anlarım oluyordu. Sevmek zor derlerdi. Yalnızlık daha zormuş meğer. Yalnızlık yorarmış insanı, anladım.

Gittin. Sen usul usul toparlanırken ben kendime kaçıyordum, kendimden kaçıyordum. Sensizlikle yüzleşmek sandığımdan daha çekilmez oluyordu.

Gittim. Senden sonra bende fazla kalamadım bu aşkta. Ya yokluk çok geldi, ya da ben yetmedim, emin değilim.

Bir süredir gidişlerine methiyelerde düzmemiştim. Öyle sessiz sakin kabullenmeye başlamıştım oysa ki. Gittim demek tek başına yetmiyormuş anladım. Bazen tanıdık bir melodi bazen tanıdık bir iki satır sandığından daha ötelere götürebiliyormuş insanı.

Söylesem inanmazlar, anlatsam güler geçerler. Bir aşktan ötesiydi mısralarımdan dökülenler. Gidişlere, terk edişlere inat mısra mısra tutunmaya çalıştım.

Nafileymiş çabalarım. Gelişlerin gibi mısra mısra gidiyordun işte.

Her tercih bir kaybedişti. Bu kez kaybetmek pahasına usul usul yol alıyorum bende. Sen kimden öğrenmiştin bilmiyorum ama ben senden öğrendim gitmeyi.

Hayalin senin kadar zarar veremez demiştim. Şimdi tak koluna hayalini; tüm notalar, şarkılar senin olsun.

Ne bir ses kalsın senden geriye ne bir soluk.

Unutmadan.

Yastığımdaki çukuruda götür giderken..

Melekler ve Aşk.

Birgün melek ile seytan karsi karsiya gelmisler. Ikiside birbirinin
gözlerine bakip gözlerinde ifadeyi okumaya çalisiyormus. Melek
seytanin yüreginde kesin bir fesatlik oldugunu, seytan ise melegin
yüreginin ne kadar temiz oldugunu biliyormus. O sirada çok güzel bir
müzik çalmaya baslamis. Seytan ellerini melege dogru uzatmis ve
"benimle dans eder misin?" demis. Melek bunu duyunca sasirmis, o
anda birden elini seytana uzatmis ve dans etmeye baslamislar.Calan
müzik o kadar güzelmis ki ikiside birden romantik saatlere mahkum
olmuslar ve melek biran seytanin içindeki kötülükleri unutmus.
Seytan dans sirasinda melege dönmüs ve "seni seviyorum, ya sen?"
demis. Melek yine bir sok daha yasamis. Durmus ve düsünmüs bir an.
"Seytan neden bana böyle birsey desin ki? ama olsun yinede bende ona
gerçek olmasa bile bir cevap vereyim" demis içinden ve melekte
Seytana dönmüs "bende seni seviyorum" demis. Iste o gün yeryüzünde
dürüstlügün romantizme boynunu büktügü ilk an olmus
ya tutulacak kadar yakin ol yada unutulacak kadar uzak...

Kafambirmilyonton

O kadar yoğun tempoda çalışıyorum ki eve geldiğim de pestilim çıkmış oluyor. Kafam her zaman dolu. Bir üyenin nicki gibi yani( her aklıma geldiğinde gülümserim bu nicke) kafambirmilyonton. Genelde bedenim yorgun, gözlerim kan çanağı. Beslenme ise her zaman ki gibi, yani berbat. Ne bulursam onu yiyorum. Yararlı mı, zararlı mı umursamıyorum.

Dostlarımı eskisi gibi göremiyorum tempodan. Artık telefonum çaldığında henüz işim bitmedi demeye bile çekiniyorum. NAmazlarımı aksatıyorum iş yoğunluğundan, tv bile seyretmek istemiyor canım. Milli maça bile göz ucu baktım....

İşin garip tarafı uyuyamıyorum da. Yatak sanki ızdırap, sağa-sola dönmekten yatakta başım da dönüyor. Eski neşemde kalmadı. Etrafındakileri kahkahalara boğan eski Türkü özlüyorum bazen. Ama sohbete zaman yokki kahkahaya zaman kalsın.

Kendime zaman ayıramıyorum. Kitap okuyamıyorum, sinema hak getire, ya ben yemek yemeye bile zor zaman buluyorum....

facebook'a da eskisi gibi gelemiyorum. Gelsem de zaten oyun pek oynamıyorum....

Ve bu bloga başlarken aldığım kararı sizlerle paylaşıyorum şimdi.. İşin canı bilmem nereye. Sanki öbür tarafa parayı götüzcez. KArar verdim bugün sabah namazından sonra doğru balığa gideceğim. Sargan zamanı. NAsibimiz varsa tutarız bir kaç tane. Tutamasam da deniz kenarında otururum. Dalgaları, martıları seyrederim. Bıraktım ama bir tane de tüttürürüm cigara. Ohhh beeeee... KAhvaltımı da deniz sahilinde yapacağım. Yeter yawww. ÇAlış, çalış nereye kadar değil mi dostlar??

Evet Türk kararını verdi. Bu sabahı kendine ayıracak. Sadece kendine...

Siz de benim yaptığım hatayı yapmayın. Kendinizi ve öbür tarafı ihmal etmeyin. HAyat kısa.

KAlın sağlıcakla..TuRK(cinnet)....

« Önceki ::